AMNİYON SIVISI

Amniyon sıvısı fetusun yaşam ortamıdır. Embriyo ile birlikte ortaya çıkar, gebelik boyunca fetusu korur ve besler, doğumla birlikte varlığı ve görevi sona erer. Bu yazıda amniyon sıvısı ve ona katkıda bulunan ekler, amniyon sıvısının dinamiği yani azaldığı ve arttığı durumlar ile amniyosentez işlemi üzerinde durulacaktır.

Amniyon zarı

Koryonu oluşturacak hücreler blastosist oluşumunun hemen ardından belirirken, amniyon kesesi, gebeliğin 7-8. günlerinde şekillenmiş embriyonun dorsal yüzeyinde ortaya çıkar. Amniyon kesesi, içinde yer aldığı koryon kesesine oranla çok hızlı büyür ve amniyon zarı ile koryon kaynaşarak amniyokoryonik zarı oluşturur. Amniyonun iç yüzeyi düzgün ve kaygandır.Normal koşullarda koryonun tümünü, plasentayı ve kordonu döşer. Zarların mitotik aktiviteyle büyümesi yaklaşık 28. gebelik haftasına kadar sürer. Bundan sonra kesenin büyümesi, bu dokunun gerilmesiyle gerçekleşir(1).

Amniyon zarı, bazal lamina üzerine oturmuş amniyon epitel hücreleri (amniyoblast) ve bunun altında çok ince bir bağ dokusunun oluşturduğu stromadan oluşmuştur. Amniyon epitel hücrelerinin şekilleri değişkendir. Yassı, kübik, prizmatik veya bazal bölümü dar apikalde geniş şekilde olabilirler. Amniyotik zar, amniyon sıvısını ve fetusu enfeksiyonlara karşı bir bariyer görevi yaparak korur(2).

Amniyon sıvısı

1. Fertilizasyonun 12. gününden itibaren oluşmaya başlar. 10. gebelik haftasında 30 ml, 12. gebelik haftasında 50 ml kadar olan bu sıvı, 16-20. gebelik haftalarında 300±100 ml, 37. gebelik haftasında ortalama 800 ml kadardır; 38. gebelik haftasından itibaren hafif bir azalma gösterir, 40. gebelik haftasından sonra haftada %8 oranında azalır (Tablo I).

2. Gebeliğin başında amniyon sıvısının içeriği ekstrasellüler sıvı ile aynıdır.

3. Amniyon sıvısının birinci trimesterde major kaynağı amniyotik membrandır.

4. Gebelik ilerledikçe, bu sıvının büyük bölümü anne kanının plasental membranlardan süzülmesiyle oluşmaktadır.

5. Keratinizasyona kadar fetus derisi amniyon sıvısı dinamiğinde, sıvı ve diğer küçük moleküllerin transferinde rol oynar.

6. Fetal yutma ve solunum harketleri de amniyon sıvısının dinamiğinde etkilidir.

7. Gebeliğin son aylarında ise, buna fetusun günde yarım litreden fazla idrarı eklenmektedir.

8. Amniyon sıvı hacmi gebelik haftası ilerledikçe uterus hacminin azalan bir kısmını oluşturur (16. haftada %50 iken, 40. haftada %17’ye düşer).

9. Amniyon sıvısı: %99’u sudur, geri kalan %1’i inorganik tuzlar, organik maddeler ve fetusten dökülen epitel hücrelerinden oluşur (3, 4).

 Amniyotik sıvı volümünün haftalara göre değişimi ;
Hafta                              ml
12                                    50
16                                  200
28                                1000
36                                  900
40                                  800

Amniyon sıvısının görevleri

1. Fetusun simetrik büyümesini sağlar.

2. Amniyon zarının fetuse yapışmasını önler.

3. Fetusu dışarıdan gelecek darbelere karşı korur.

4. Fetusun vücut ısısının sabit kalmasını sağlar.

5. Fetal akciğerlerinin gelişmesini sağlar.

6. Fetusun serbestçe hareket etmesine olanak sağlayarak kas-iskelet sisteminin gelişmesine katkıda bulunur.

Amniyon sıvısı fetusun yaşam ortamıdır. Embriyo ile birlikte ortaya çıkar, gebelik boyunca fetusu korur ve besler, doğumla birlikte varlığı ve görevi sona erer. Bu yazıda amniyon sıvısı ve ona katkıda bulunan ekler, amniyon sıvısının dinamiği yani azaldığı ve arttığı durumlar ile amniyosentez işlemi üzerinde durulacaktır.

Amniyon zarı

Koryonu oluşturacak hücreler blastosist oluşumunun hemen ardından belirirken, amniyon kesesi, gebeliğin 7-8. günlerinde şekillenmiş embriyonun dorsal yüzeyinde ortaya çıkar. Amniyon kesesi, içinde yer aldığı koryon kesesine oranla çok hızlı büyür ve amniyon zarı ile koryon kaynaşarak amniyokoryonik zarı oluşturur. Amniyonun iç yüzeyi düzgün ve kaygandır. Normal koşullarda koryonun tümünü, plasentayı ve kordonu döşer. Zarların mitotik aktiviteyle büyümesi yaklaşık 28. gebelik haftasına kadar sürer. Bundan sonra kesenin büyümesi, bu dokunun gerilmesiyle gerçekleşir(1).

Amniyon zarı, bazal lamina üzerine oturmuş amniyon epitel hücreleri (amniyoblast) ve bunun altında çok ince bir bağ dokusunun oluşturduğu stromadan oluşmuştur. Amniyon epitel hücrelerinin şekilleri değişkendir. Yassı, kübik, prizmatik veya bazal bölümü dar apikalde geniş şekilde olabilirler. Amniyotik zar, amniyon sıvısını ve fetusu enfeksiyonlara karşı bir bariyer görevi yaparak korur(2).

Amniyon sıvısı

1. Fertilizasyonun 12. gününden itibaren oluşmaya başlar. 10. gebelik haftasında 30 ml, 12. gebelik haftasında 50 ml kadar olan bu sıvı, 16-20. gebelik haftalarında 300±100 ml, 37. gebelik haftasında ortalama 800 ml kadardır; 38. gebelik haftasından itibaren hafif bir azalma gösterir, 40. gebelik haftasından sonra haftada %8 oranında azalır

2. Gebeliğin başında amniyon sıvısının içeriği ekstrasellüler sıvı ile aynıdır.

3. Amniyon sıvısının birinci trimesterde major kaynağı amniyotik membrandır.

4. Gebelik ilerledikçe, bu sıvının büyük bölümü anne kanının plasental membranlardan süzülmesiyle oluşmaktadır.

5. Keratinizasyona kadar fetus derisi amniyon sıvısı dinamiğinde, sıvı ve diğer küçük moleküllerin transferinde rol oynar.

6. Fetal yutma ve solunum harketleri de amniyon sıvısının dinamiğinde etkilidir.

7. Gebeliğin son aylarında ise, buna fetusun günde yarım litreden fazla idrarı eklenmektedir.

8. Amniyon sıvı hacmi gebelik haftası ilerledikçe uterus hacminin azalan bir kısmını oluşturur. (16. haftada %50 iken, 40. haftada %17’ye düşer).

9. Amniyon sıvısı: %99’u sudur, geri kalan %1’i inorganik tuzlar, organik maddeler ve fetusten dökülen epitel hücrelerinden oluşur (3, 4).

 Amniyotik sıvı volümünün haftalara göre değişimi ;
Hafta                              ml
12                                    50
16                                  200
28                                1000
36                                  900
40                                  800

Amniyon sıvısının görevleri

1. Fetusun simetrik büyümesini sağlar.

2. Amniyon zarının fetuse yapışmasını önler.

3. Fetusu dışarıdan gelecek darbelere karşı korur.

4. Fetusun vücut ısısının sabit kalmasını sağlar.

5. Fetal akciğerlerinin gelişmesini sağlar.

6. Fetusun serbestçe hareket etmesine olanak sağlayarak kas-iskelet sisteminin gelişmesine katkıda bulunur.

Advertisements
This entry was posted in HABER and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s